“HER ÜLKEYE BİR SOLANAS LAZIM”

“HER ÜLKEYE BİR SOLANAS LAZIM”

“HER ÜLKEYE BİR SOLANAS LAZIM” Sanırım 1990 yılıydı. Şu anda kapanmış olan Megapol Sineması’nda bir film izledim. Müzik, dans ve hüznün beni sarıp sarmaladığı saatler sonunda koşarak eve döndüm. Oğlumun okuldan dönme saatiydi, biraz geç kalmıştım kapıda kalır telaşı ile koşturuyordum. Filmin adı Güney (Sur, 1988) yönetmeni de Fernando Solanas’dı. İnternetin, akıllı telefonların olmadığı yıllardı.…

Aşağısı Tiflis

Aşağısı Tiflis

Aşağısı Tiflis Gürcistan’ın başkentindeyim. Kura Irmağı’na bakan ayazlıkta kahvaltı ediyorum. Su bulanık akıyor. Yağmur sularının taşıdığı topraklardan olsa gerek. Irmağının iki yakasında yaya kaldırımları, ötesinde araç yolu ve en geride yapılar. Çalı süpürgeyle yol kıyılarını süpüren temizlik görevlisi bir kadın. Çınar ve akasya ağaçlarının çokluğu ayırt ediliyor. Sarı kubbeli, kümbet biçiminde bir yapı kendini belli…

Bir Sonbahar Yalnızlığı…

Bir Sonbahar Yalnızlığı…

Bir Sonbahar Yalnızlığı…   Sonbahar rüzgarları esiyor, ruhumda hüzünle karışık bir serinlik. Uzanıyorum çimenlerin üstüne, gökyüzüne takılı kalıyor gözlerim. Hüzün, serinlik ve sonsuzluk arasında kalıyorum. Ağaçların yaprakları savruluyor, üzerime kuru yapraklardan bir örtü seriliyor. Ruhumun rengi bugün turuncu. Turunçlar gibiyim; aslıma inat en serin yerlerde meyveler veriyorum. Dilimde kekremsi bir ekşilik. Toprağın kokusunu arıyorum hücrelerimde.…

YALNIZLIK DİYETİ

YALNIZLIK DİYETİ Yetişkin bireyler olduğumuzu, yalnızlığa aşık insanlar hâline geldiğimizi fark ediyoruz. Sahteliğe katlanamıyor, eski dolu popüler çevre isteklerinden uzak, bir elin beş parmağını geçmeyecek kadar az hakiki insanlarla gerçek zamanlar geçirmek istiyor ve rol yapmadan kendimiz olmak istiyoruz. Zamanın bize aşıladığı yüksek olmak, iyi olmak, en iyi olmak ve üstten bakabilecek maddi manevi güce…

Bir Şehre Yabancı

Bir Şehre Yabancı

Bir Şehre Yabancı Anısı yok bu sokağın, bu evlerin, bu bana yabancı yüzlerin Hangi yolu arşınlasam ürkek, garip adımlarla Hangi köşe başında yakalansam hesapsız bir yağmura Ne bir yarenlik edenim var ne yağmuruma şemsiye açan. Bir başımayım içimi kemiren korkularımla Bir gölgem sağlam duruyor işte, bir gölgem kendinden emin Güneşsiz günlerde bundandır çoğalan ezikliğim.  …

Tahem Lemak

Tahem Lemak   pazılarınız her seferden zaferle çıktı ölümü bile ayağınıza getirdiniz.   gövdenizden tuğ kaldırıldı adımlarınızla sözlendi darüsselam   güneşli bir istanbul ikindisinde kapladı iklimleri sanki medine hüznü.   yağmur damlalarının intiharıyla çalkalandı gökyüzü şimdi tekrar mana buldu toprak   daha hangi gidiş bu kadar güzel olabilirdi hem de kıskandırarak ölümü.   (Yahya Çerkez)

Çayyolu Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi, 5. Sayıda

Çayyolu Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi, 5. Sayıda Merhaba, Kamil Akdoğan Yeraltından Çıkış, Veysel Çolak Şiir Kırıntıları, Sabahattin Yalkın Aşkı Arayan Adam, Aslıhan Tüylüoğlu Yavru Güvercinin Ahı, A. Kadir Paksoy Çırak Günlüğü, Rahmi Emeç “Sağır Olasılığım Var”, Selçuk Göldere Aya Ayak Basan Babacı Kırlangıçlar, Levent Özbek Yaşar Gibi, Hasan Çapik Bozkır İniltisi, Arif Olgun Yeşilyurt…

BİR ŞAİR, BİR ŞİİR VE SÖZCÜKLERE YANSIYANLAR

BİR ŞAİR,  BİR ŞİİR VE SÖZCÜKLERE YANSIYANLAR *Sabahattin Yalkın’la bir dem.   Şair, ismi bir anımsatma ile bellendi dudaklarımda. İsminin peşinden koşarken dizelerine yetişemedim. Şehrin Orta Yeri Sanat! Ve dizelerinden önce bilge bir adamın siması belirir belleklerde. Yüzünde yıllara meydan okuyan,  yüzünün her zerresine sinen yaşanmışlıklar. Konuşmaya başladığında öyle yaşanılmaz böyle yaşanılır diyen bir serüvencinin…

KÜNYESİ “SEVDA” OLAN ŞAİR: SABAHATTİN YALKIN

KÜNYESİ “SEVDA” OLAN ŞAİR: SABAHATTİN YALKIN Müslüm Kabadayı 16 Temmuz 2011’de Hüseyin Gazi Dağı’nda su mühendisi ve şair Sabahattin Yalkın’a verilen şilt töreninde “Şiir Suyunun Mühendisi: Sabahattin Yalkın” başlıklı bir konuşma yapmıştım. Konuşmamın sonunda şöyle demiştim: “Sabahattin Yalkın’ın şiirinde her zaman dinamik, deliceleri olan bir insanın serüvenini; savaşlara, haksızlıklara direncini; aşk ve sevda yüklü bulutlarla…

Zamanın ve Şehrin Kesiştiği Bir Kitap: Vakit İstanbul-du

Zamanın ve Şehrin Kesiştiği Bir Kitap: Vakit İstanbul-du “İstanbul’dan geçtim, yüzüm gözüm aşk içinde”                     Hatice Eğilmez Kaya Önce şehirler vardı belki de, sonra insan doğdu. Hele ki İstanbul, büyük bir ihtimal o,  eşyanın kuruluşuna bile tanıklık etti. Sevgilinin güzelliği görecelidir fakat şirinliği tartışılmaz. İstanbul’un ise güzelliği de şirinliği de tartışmasızdır, elbette talihi ve talihsizliği de……