ÖLÜM VADİSİ

ÖLÜM VADİSİ Ölümler kentine giden bir vadinin yolcusuyum yüküm kelebek yürekli bir ölü   Hüzün süzüyor yaralarımdan saçlarım belimde salındıkça alıcı kuşlar dönüyor etrafımda   Beklediğim istasyonlar ıssızdı yolcusu bendim trenlerin ömrümün ikizi bir de yalnızlığım   Genzimde ıhlamur kokuları geçip gidiyorum yazın kenarından kendiliğinden iniyor gölgeli pencereler sesini duyuyorum uzaklardan Araf’ın   Gülçin Yağmur…

O ve Mada

O ve Mada Zerrin Saral                                                                           Bu onların hikâyesi                    Biz çoktuk. O ve Mada daha ölmemişti. Hiçbir şey ölmemiş, dipdiriydi. Kadınlar, adamlar, ağaçlar, çiçekler… Çocukluk gibiydi şehir, yağmurlar yeşertir tazeler, gençliğimiz boy atardı.   Kimse şeytana uymamış, büyümekten de korkmamıştı yoksa öyle güzel çıkmazdık fotoğraflarda. Unutmazdık doğmalarımızı.…

Unutamadığım Kadın

Unutamadığım Kadın Prof. Dr. Levent SEÇER Sen yokken beklemeyi öğrendim. Beklerken de seni ne kadar çok sevdiğimi anladım. Sen yokken kalbimin sesini dinledim. Bitmeyen gecelerde sabahı bekledim. Sen yokken susmayı değil, yağmurla, rüzgarla, toprakla ve güneşle konuşmayı öğrendim. Sen yokken onlarla haber yolladım sana. Rüzgarla kulağına fısıldadım, yağmurla pencerene düştüm, toprakla izini sürdüm, güneşle içini…

Resim, Candan Manyaslı

İki Kadın, İki Hayat

İki Kadın, İki Hayat Fatma TÜRKDOĞAN Resim: Candan Manyaslı   Evden defolup gidişinin üçüncü gecesiydi, hiç kafama takmıyordum güya… Nasılsa orda burda istediği hayatı yaşayacak sonra da burnu sürtülüp gelecek ve türlü şekillerde af dileyerek yalvaracaktı. Onun bu tür dengesizliklerine alışkındım ama… Bu gece de kâbuslar içinde uyumaya çalışmış, huysuz atlar gibi debelendikçe altımdaki çarşaf…

POETİKA DEFTERİ III

POETİKA DEFTERİ III (Ümit Yıldırım)   Ahmet Haşim “Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar”da şair, ne hakikat habercisi ne güzel söz söyleyen insan ne de  kanun sözcüsüdür, diyerek onun anlaşılmak için olmayan şiir dilinin söz ile  musiki arasında bir yerde olduğunu söyler. Bununla da kalmayarak şiirin anlamının ilk okuyuşta anlaşılmayan hatta her okunuşta farklı anlaşılan bir dil…

Kuşku, Ahmet Rıfat İlhan

Kuşku Ahmet Rıfat İlhan Gürültüde nasıl uyunabilir, anlamıyorum. Ne o öyle? Tır, tır, tır… Taş kırma makinesi çalışıyor kafamın içinde sanki. Bir de tepemde pır pır edip yakında söneceğini haber veren ışık yok mu? Şu kör olası lambayı, ne zamandır değiştirmediler. Umurlarında mı? Camlara çarpmışım, canım acımış… Yine aynı şeylerin olacağını düşündükçe ödüm patlıyor. Sesimi…

ŞİİR SANATINDA KİŞİLEŞTİRME VE KONUŞTURMA SANATININ KISA TARİHÇESİ

ŞİİR SANATINDA KİŞİLEŞTİRME VE KONUŞTURMA SANATININ KISA TARİHÇESİ ILGIN PÜREN   Kişileştirme (Teşhis) ve Konuşturma (İntak) Kaç Yaşında Olabilir?   İnsanlaştırma, (Teşhis, Personification,) “Kişileştirme içinde soyut şeylerin, cansız nesnelerin, insan olmayan hayvanların insan davranışlarıyla tanımlandığı bir çeşit deyim aktarmasıdır, eğretilemedir.” (1) “Konuşma biçimi içinde bir soyutlama, bir şey ya da insan olmayan bir biçimi şairin…

Bir Cümle ve Bir Çizim

Bir Cümle ve Bir Çizim Melis Akdoğan Gündoğdu   Edebiyat yetişkinler için, onları kendileriyle ve yaşamla yüzleştirmek, ifade edemediklerini ortaya çıkartmalarında rol oynamak içinse, çocukların dünyalarında da öyledir. Resimli kitaplar iki açıdan bir çocuğun karşılaştığı ilk sanat eserleridir. İlki edebi metin ve kurgu sanatı açısından. Gerek çocuklar, gerek yetişkinler nitelikli resimli kitaplar aracılığıyla ustaca kurgulanmış…

Fotoğraf: Mehmet Çetin

Tiyatro Duası

2020 yılında Covid-19 salgınından dolayı buruk bir 27 Mart günü geçirdik. 27 Mart Dünya Tiyatro Gününde perdelerimiz kapalı, koltuklarımız boştu. Alkışların olmadığı soğuk bir sessizlik esiyordu sahnemizde o gün. Bu anlamlı günü, seyircimizle buluşup kutlamak isterdik. Olmadı! Seyircimizle buluşamamıştık ama her 27 Martta yaptığımız gibi bildirgemizi okuduk , duamızı ettik ve etmeye de devam edeceğiz.…

Güzelliğin Bedeli

Güzelliğin Bedeli Oscar Wilde, her hikayesinde, her romanında olağanüstü bir güzellikle yaratır karakterlerini. Kelimeleriyle çizdiği manzaralar, bin bir renkle boyadığı çiçekler, kelebekler, saraylar adeta insanın beyninde bir panayır yaratır, insana tarifi olmayan bir haz verir. Lakin, istisnasız olarak Wilde bu güzellikleri kendi eli ile öldürür, vahşileştirir, sadistleştirir. Bütün bu güzel karakterler, -yalnızca insanlar değil; güzel…